Geleceğin İşyerlerini Hayal Edebiliyor musunuz?

 

 

İşyeri tasarımları geçmişten bugüne önemli değişimler yaşadı. Frederick Taylor’ın fabrika tasarımından yola çıkarak oluşturduğu, açık ve düzenli ofis yapısına eşlik eden fiziksel olarak yüksek seviyede konumlanmış, bu şekilde tüm ofisi izlemeyi mümkün kılan yönetici ofisi, komuta-kontrol mantığının zirvesi olarak ilk bilinçli ofis tasarımlarından biriydi.

 

Taylor’ın kontrol odaklı işyeri tasarımı, güvenlik, istihbarat gibi bazı sektörler hariç geçmişte kalmış olsa da, yıllar içerisinde birçok akımı etkileyerek farklı tasarımların ortaya çıkmasına da zemin oluşturdu. 80’li yıllarda yaygın kullanılan, çalışanların belli bir kişisel gizliliğe sahip oldukları kübikli (cubicle) tasarımlar, bilgi paylaşımının sinerji ve üretkenlik açısından en önemli kavram olarak öne çıkmasıyla birlikte yeniden, farklı tasarım ilkeleriyle de olsa, açık ofis tasarımlarına dönüşe yol açtı. Günümüzdeki açık ofisler belirsiz fonksiyonel ayrımları ve kısmen masalar arası serbest dolaşımı sağlayan yapılarıyla dikkat çekiyor. 

 

Mobilitenin giderek önem kazanması ise, üretkenliği artırıp, şirketlere maliyet avantajı sağlayan farklı bir kültürün/tasarımın doğmasına öncülük ediyor. Sıcak Masa (Hot Seat) olarak bilinen bu yaklaşımda, sanal ortak çalışma araçlarının gelişimi ile çalışanların evden veya farklı bir lokasyondan (kafe, müşteri ofisi vb.) çalışma olanaklarının doğması sonucunda, şirketlerin daha az sayıda masa bulunan, daha küçük ofis ortamlarına geçebilmesi mümkün oluyor. Çalışan sayısından daha az sayıda masa içeren bu ofislerde, ofis tasarımı için temel ilke çalışan profillerini iyi tanımlamak olarak ortaya çıkıyor. Hangi kullanıcıların sabit, hangi kullanıcıların mobil olduğunun belirlenmesi ve mobil kullanıcılar için, iş modeline göre belli bir oran belirlenmesi gerekiyor. Örneğin mobil çalışanların en fazla iki günde bir ofise gelmesi durumunda: masa sayısı= sabit çalışan sayısı + (mobil çalışan sayısı x ½) olarak hesaplanabiliyor. Bu tür ofislerde ofiste çalışmak isteyen mobil çalışanların önceden masa ayırmaları, çakışmaları önlemek açısından önemli oluyor.

 

Ofis tasarımlarının iş yaşamındaki değişimlere paralel olarak geçmişten bugüne değişimlerine bakıldığında, geleceğin işyerine dair öngörülerin de ortaya çıkması kaçınılmaz. Günümüzde ortak çalışma araçlarının gelişimine yol açan teknolojik ilerlemeler daha az masa sayılı, daha küçük ofis tasarımlarına zemin hazırladı. Gelecek işyeri tasarımlarında ise çalışma kültüründeki değişimlerin belirleyici olması bekleniyor. Özellikle çalışma ortamında giderek daha çok yer edinen Y kuşağı ve ardından iş dünyasına adım atmaya başlayacak olan Z kuşağı ile daha farklı talepler ortaya çıkıyor. Evden çalışma olanağı şimdiki kuşaklar için teknolojinin bir nimeti olarak görülse de, yeni kuşaklar için çok değerli bir fırsat olarak algılanmıyor. Çünkü evden çalışmaya olanak sağlayan mobilite yeni kuşakların içine doğduğu, yaşamlarının ayrılmaz bir parçası.

 

Yeni kuşaklar, evden, ulaşım aracından, kafeden ya da herhangi bir yerden iş tamamlamayı yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlar. Bununla beraber ofis ihtiyacını hiçbir şekilde reddetmiyor, aksine çalışmak için olabildiğince ofis ortamını tercih ediyorlar. Ancak tercih ettikleri ofis ortamı, eski ofislere göre oldukça farklılık gösteriyor. Yeni kuşağın çalışma kültürüyle şekillenen ofisler artık sadece işin yapıldığı bir ortam olmanın ötesine geçerek, sosyallik ve işi bir potada barındıran bir ortam haline geliyor. 

 

Hızla bu yöne doğru değişen ofis ihtiyaçlarını karşılayabilecek, bu değişime adapte olabilecek yapılar gerekiyor. Geçmiş dönemlerde uygulanmış, 10 sene yaşayan, statik bir ofis tasarımı değerini yitiriyor, hatta anlamsız maliyetler oluşmasına yol açıyor. Uyarlanabilirlik (adaptability) temel norm haline geliyor. Uyarlanabilirlik kavramı ofis ortamı ile sınırlı kalmıyor. Organizasyondan, teknolojiye her noktada uyarlanabilir kurumsal yapılar geleceğin ana ihtiyaç noktalarından biri haline geliyor. (Bu konuda Atos’un AOS Studley ile birlikte oluşturduğu broşüre göz atabilirsiniz : 

 

https://atos.net/content/dam/global/we-do/atos-brochure-transform-the-future-workplace-collaborative-connected-empowering.pdf

 

Gelecek inovasyonu yaşam tarzı haline getiren şirketlerin, anlam arayışı içinde olan çalışanların ve sonsuz seçenek sunan teknolojik gelişmelerin zamanı olacak. Elbette çalışma ortamları da organizasyonların vizyonunu, çalışanların beklentilerini karşılarken, doğru teknoloji kararlarının verilmesini gerektirecek. Son kullanıcı hizmetlerindeki vizyoner kimliğiyle Atos, geleceğin doğru teknoloji kararlarının verilmesine ve geleceğin iş yerlerinin yeni gelişmekte olan ihtiyaçlara göre şekillendirilmesine yönelik tüm konularda hizmet sunmaya, soruları yanıtlamaya hazır. 

 

Bizimle geleceğe bakmaya ne dersiniz?

 

 

Web sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Bu sitede dolaşmaya devam etmekle, web sayfalarımızın görüntülenme verilerini ölçmek ve anlamak, ayrıca web sitemizin işleyişini
iyileştirmek üzere çerezleri kullanmaya devam edeceğimizi kabul etmiş sayılırsınız. Bu uygulamayı kabul etmek istemiyorsanız, Kişisel Bilgilerin Gizliliği Politikamızda
açıkladığımız şekilde, web tarayıcınızda çerezleri devre dışı bırakabilirsiniz
Çerezleri kabul edin Daha fazla bilgi için